Mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2016 Perşembe

Fabrikanın Bacası Facebook'ta da Tütüyor!

Mutluluk Fabrikam artık Facebook sayfasına kavuştu. 
Çok yakında instagramda da beraberiz. 
Mutlu olmak için blogumu ve facebook sayfamı takip etmeyi unutmayın.


16 Nisan 2015 Perşembe

Kuyruktaki Adam ve Damla Etkisi // Ripple - The man in the Queue

Şimdi size kısa bir film izleteceğim. Sadece 5 dakikanızı ayırmanız ve filmi izlemeniz gerekiyor. Oldukça anlamlı olan bu film ödül kazanmış bir yapıt. Bazen upuzun bir film izlersiniz, 2 buçuk saatinizi alır sizden ama sonuçta birşey elde etmezsiniz. Kimi zaman ise 5 dakika yeter size birşeyler anlatmaya ve kendinize gelmenize. 



Hepimiz insanız, ama insanlığın ne demek olduğunu, hangi duygularla aslında  "insan" olduğumuzu anlayacağımızı unutuyoruz. Bu film bize onu hatırlatanlardan.Adı Ripple. Yani damla. Ripple effect diye bilinen şey, damla etkisi. Suya bir taş atarsınız ve halkalar büyüyerek çoğalır. İşte iyilik yapmak da böyle birşey. Siz yapın, yaptıkça çoğalacak ve size geri dönecektir.

Gelin bugünkü insanlık ve mutluluk dozumuzu hep birlikte alalım.

 Filmi Türkçe altyazılı olarak buradan izleyebilirsiniz.

İyi seyirler.



Ödül almış harika bir kısa film! (Mutlaka izlemelisiniz)
Posted by Harbi Lezzet on 26 Mart 2015 Perşembe

27 Kasım 2014 Perşembe

Portakal Sadece Turuncu Değildir Aslında!



Sizin de içinizi açmadılar mı? 

İlkokuldayken pembe bulut yapınca resim öğretmenimin pembe bulut olmaz ki demesi hala kulağımda.. Oysa ki hayal gücü değil midir önemli olan? Belki dünyayı pembe gözlükler ardından görmeyi o zamandan istemiştim kimbilir? Öyle olmadığını bilsem de öyle olsun istemişimdir kimbilir? Neden olmasındı ki? Kime ne zararı vardı ki? Zaten yıllar sonra farkına varacaktım ki aslında günün batarken kızıl, doğarken turuncu olduğunun... O zaman neden olmasındı ki pembe bulut? Kim demişti ki yok diye?

Ergenlik ve liseye geçiş dönemlerinde hep siyah giyerdim. Dinlediğim müziğin gerektirdiği birsey, nihilistliğin ayrılmaz bir parçasıymış gibi sanki. O zaman öyle gelirdi içimizden. O zaman öyle bir hissiyattı yaşanmışlıklar. Pembe bulut yoktu ergenlikte her yer siyahtı.. Kapkaraydı içimiz, şiirlerimiz, nesirlerimiz. Edebi yanımız çıkmıştı ortaya.

Zaman geçti. Biz büyüdük. Eskiyi özler olduk. Renkli günleri arar, cıvıl cıvıl giyinir olduk. Artık hep gerçekleri görmekten öğretmenin dediği gibi pembe bulutları göremediğimizden varlıklarını unuttuk. Hayatın rutini içerisinde kaybolduk. O yüzden hep çocukluğumuzun saflığına, heyecanına, neşesine özlem duyduk. Hayatın renklerine her an ulaşmaya çalışır olduk. 

O yüzden rengarenk bir yaşam peşinde bugünün resmi bu olsun. Rengarenk portakallar. Sadece turuncu değildir portakal. Siz ne renk görmek isterseniz odur. Bunu unutmayalım emi?

Sevgiyle, mutlu kalın!

9 Eylül 2014 Salı

AĞIR AĞIR ÖLÜR TUTKUDAN VE DUYGUDAN KAÇANLAR

Mavi Kelebek'te paylaşmıştım bu yazıyı daha önce. Ama çok geçti üzerinden ki zaman zaman birer doz almak lazım Neruda'dan, hiç sakıncası yok.. Hatırlamak lazım bazen, sonra görmek lazım, mutluluğun çaba gerektirdiğini..



AĞIR ÖLÜM


Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, her gün aynı yoldan yürüyenler, yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar.


Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.


Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.

Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.

Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler, kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler, ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar, daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler, bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar, bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.

Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden, anımsayalım her zaman: yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir.

Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.

Pablo Neruda

6 Şubat 2014 Perşembe

Yağmurun Getirdiği Mutluluk // Happiness brought by rain!




ilk kez yağmuru görüp koşa koşa evinden çıkan ve sırılsıklam olsa da içeri girmek istemeyen, yağmuru ellerini göğe açarak sevgiyle ve mutlulukla karşılayan bu küçük kızı birkaç gündür hemen her yerde görüyoruz. Ama belki görmeyenleriniz vardır diye, belki mutluluğun aslında bu kadar da basit olduğunu unutanlarımız vardır diye, doğanın bize sunduğu şansı kaçırıp, yağmur altında dans etmeyi çoktan unutmuş ve küçücük bir çiselemede bile şemsiyemizi açmayı adet haline getrimişizdir diye, paylaşmak istedim ben de.. 

Bu küçük kız mutluluğu anlatıyor bakışlarıyla ve yağmura verdiği tepkiyle aslında. Hayattan her ne olursa olsun tat alabilmeyi. Aslında küçük mutluluklar her yerde.. Sadece bakmayı bilmek gerek. Her ne kadar çevremizde olup biten kötü olaylardan etkileniyor olsak da, insanlığımızı ve yaşadığımız anın tadını çıkarmayı da unutmamalı ve kendimize az da olsa zaman ayırmalıyız. Hayat he ne olursa olsun yaşamaya değer.

5 Şubat 2014 Çarşamba

Gerçek Aşkı Yakalamaktır Mutluluk.. // Happiness: Finding True Love

Çok üzücü ama bir o kadar da çok şey anlatan bir hikaye... Yaşama sevinci, umut, fedakarlık, aşk, bağlılık, gerçek sevgi, pozitiflik, mutluluk, acı, sancı, hüzün, melankoli, inanç ve daha birçok şeyi içinde böylesine barındıran nadir bir hikaye...masal değil gerçek bir olay... 

Katie genç yaşında kansere yenik düşmüş ve gitmiş bu dünyadan..ama en mutlu şekilde ve arkasında onu çok ama çok seven birini bırakarak.. o bu dünyadan gitmeden önce bu dünyada elde edebileceği en güzel şeyi elde etmiş bence.. o da gerçek sevgi... ve Nick'in ona son anlarında bahşettiği gerçek mutluluk ve inanç.. Burada elbette genç bir kadının trajik ve erken ölümü bizi hüzünlendirip içimizi acıtsa da, asıl hikaye genç bir adamın son damlasına kadar sevdiği kadını mutlu etmek için harcadığı çabayı ve ortaya koyduğu yüreği görüyoruz. Alkışlanması gereken ve herkese nasip olamayacak bir sevgi bu...ve bence gerçek mutluluk... elinden gelen herşeyi fazlasıyla yaptığını bilmek ve böyle yüce bir duyguya sahip olabilmek..

Aşağıda ve linkini verdiğim web sitesinde Katie'nin ve aşkın hikayesi anlatılıyor. Kansere yakalanmış Katie ve nişanlısı hastalığı görmezden gelerek hayallerini kurdukları düğünü gerçekleştiriyorlar ve Katie düğününden 5 gün sonra ne yazık ki vefat ediyor.Ama gerçek aşkı tadarak ve mutlu bir şekilde. Nişanlısının kendisini ne kadar da çok sevdiğini bilerek..



Her name is Katie Kirkpatrick, 21 yrs old. Next to her is her fiancé, Nick, 23. (Pic1)
This picture was taken prior to their wedding January 11th, 2005.
Katie has terminal cancer and spends hours in chemotherapy.Here Nick awaits while she finishes one of the sessions...(Pic2)

Even in pain and dealing with her organs shutting down, with the help of morphine,

Katie took care of every single part of the wedding planning.

Her dress had to be adjusted several times due to Katie 's constant weight loss. (Pic3)

An expected guest was her oxygen tank. Katie had to use it during the ceremony and reception.
The other couple in this picture is Nick's parents, very emotional with the wedding and to see their
son marrying the girl he fell in love when he was an adolescent. (Pic4)

Katie , in a wheel chair listening to her husband and friends singing to her. (Pic5)

In the middle of the party, Katie had to rest for a bit and catch her breath.
The pain does not allow her to stand for long period of time. (Pic6)

Katie died 5 days after her wedding. To see a fragile woman dress as bride with a beautiful smile
makes you think... happiness is always there within reach, no matter how long it lasts.....
lets enjoy life and don't live a complicated life. Life is too short.
Work as if it was your first day.
Forgive as soon as possible.
Love without boundaries...
Laugh without control
and never stop smiling.
Please pray for those suffering from cancer.
We all have close to our heart.
Keep this going.

Prayers are always answered.

Life is too short to argue and desperate. .

11 Aralık 2013 Çarşamba

Dünyada Hala İyi İnsanlar ve İyilik Var!

Biliyorum, artık TV'de haberleri bile izlemeye cesaret edemez olduk. "Yolda yürürken heran herşey olabilir, tesadüfi yaşıyoruz" demeye başladık. İnsanların birbirlerine kötülük yapmaktan çekinmediği, kimsenin birbirine tahammül edemediği garip bir yer olduk çıktık. Evet o kadar çok kötü haber alıyoruz ki her an, moralimizi yüksek tutmak güçleşebiliyor. 

Şimdi size dünyada "iyi insanlar" ve "iyilik" ölmedi, hala yaşıyor desem.. Tabi ki inanacaksınız çünkü bunlar gerçek ve hepimizin içinde varlar. Tek yapılması gereken, birazcık daha "insan" olabilmek ve içimizdeki hırs, öfke, stres ve olumsuzlukları bir yana bırakıp, egomuzdan sıyrılmak ve sade, saf insan olmaya geri dönmek.

Aşağıdaki resimler sadece iki şeyi anlatıyor ama 23 adet birbirinden güzel kare var bu soğuk kış gününde içinizi ısıtacak, bakmadan geçmeyin bu linke ve gününüz güzel geçsin.






4 Kasım 2013 Pazartesi

Mutluluk mısır patlağıdır:)

Hahahahaha

Çok beğendiğim bir fotoğraf..İşte bugünün mutluluk resmi:) Mutluluk bazen kasedeki son mısır patlağını yemek, veya yanmış patlamamış mısırı kemirmek değil midir? :)
Hadi akşama mısır patlatıp, güzel bir film koyalım ekrana ve hem mısırımızı yiyelim hem de günün yorgunluğunu atarak evde sinema keyfi yapalım. Olur mu?


1 Kasım 2013 Cuma

Mutluluğun Formülü

Yogesh Sharda ile bundan seneler önce yolumuz kesişmişti. İş arkadaşlarım ve ben, o dönemler (yıl 2006-2007 gibi)  hepimize yakın olan Şişli'deki Brahma Kumaris'e bazı seminerlere gitmeye karar vermiştik. Kendi içimize bakmaya, kendimizi dinlemeye, yaşamımızda hep var olan o koşturmacadan bir an olsun sıyrılmaya... Evet, bunlara karar vermiş ve bunu sadece sözde bırakmayıp, uygulamak için elimizden geleni yapmaya başlamıştık.

Yogesh'in ılımlı, huzurlu ve bir o kadar dinlendirici ses tonundan etkilenmiş, ev yapımı, baharatlı fasülyelerimizi yemiş, meditasyon yapmış, gülmüş eğlenmiş, deşarj olmuş ve yenilenmiştik. En azından kendimize vakit ayırmış ve kendimizi şımartmıştık..
Sonunda da mutlu olduk ve bunu hep hatırladık.

Yogesh Sharda başarılı bir şekilde yoluna devam ediyor. Onun öğretilerinden siz de yararlanmak isterseniz Kozyatağı'nda 6 Kasım Çarşamba günü vereceği seminere ücretsiz olarak katılım sağlayabilirsiniz.



3 Eylül 2013 Salı

İşte Mutluluğun Tüyoları


1- Küçük Şeylerden Mutlu Olmak

Bu cümleyi çok basmakalıp bulmuş olabilirsiniz ancak hayat sürekli mutsuzluk veya sürekli mutluluk üzerine kurulu değildir. Gün içinde canınızı sıkacak bin tane küçük detay olabileceği gibi, gülümsetecek bin tane güzellik bulabilirsiniz. Bunları görmeyi istemekle başlayın.

2- Mutlu Anıları Düşünün

Gün içinde kendinizi nötr hissettiğinizde, mutlu olacak bir şey bulun. Mesela daha önce mutlu olduğunuz anarlı düşünün. Çocukken ilk öpüşmenizi hatırlayın, okulu ilk kırdığınız günü, en güzel doğum gününüzü, evlendiğiniz günü, anne olduğunuz günü veya sizi gülümsetecek herhangi bir anı....

3- Güzel Kokularla Çevreleyin

Hayatınızı güzel kokularla çevreleyin. En sevdiğiniz kokulardan oluşan mumlar, sabunlar, vücut losyonları alın. İş yerinizde mutlaka güzel kokan çiçekler olsun. Her hafta kendinize çiçek alın veya masanızın üstüne en sevdiğiniz kokulardan bir mum koyarak arada bir yakın.

4- Kendinizi Sevin

Bunu laf olsun diye okumayın. Kendinizi sevebilmek adım adım öğrenebileceğiniz ve geliştirebileceğiniz bir uygulamadır. Sağlıklı yaşamak, iyi beslenmek, cildinize iyi bakmak gibi detaylar kendinizi sevdiğinizin önemli göstergelerinden biridir.



5- Kendinize Hediye Alın

Bir hedefe ulaştığınızda, bir işi başardığınızda, aklınızdan geçeni yaptığınızda veya hiçbir sebep yokken, kendinize bir hediye alın. Mesela sigarayı bıraktığınız için her ay kendinize sigara parası kadar bir keyif yapın. Masaja gidin, beğendiğiniz elbiseyi alın, vs.

6- Enerji vampirlerinden uzak durun

Enerjinizi aşağı çeken, sizi mutsuz eden ve sinirlerinizi bozan insanlardan mümkün olduğunca uzak durun. Sizinle mutlu zamanlarını paylaşan ve kötü anlarında bile işin olumlu yanlarını görmeyi alışkanlık haline getirmiş, pozitif bakabilen insanlarla yaşamam devam edin.

7- Müzik Dinleyin

Her gün mutlaka güzel müzikler dinleyin. Klasik, caz veya enstrümantal müzikler ruhunuza iyi gelir. Her gün kendinize kaliteli müzik ziyafeti çekin. Dans edin ve bedeninizin hareketlerine izin verin.

8- Hayır Demek

İstemediğiniz şeyler için hayır diyebilmeyi öğrenin. Kendinizi istemediğiniz şeyleri yapmak konusunda mecbur hissetmeyin. Mutlu kadınlar bu kuralı çok iyi uygular.

9- Aşık Olun

Mutlaka aşık olun, sevin, sevilin ve aşkın en yoğun hallerini tadını çıkararak yaşayın. Sevebildiğiniz kadar sevin. Karşılık beklemeyin ve aramayın. Severek tüm vücudunuza iyilik yapmış olursunuz. Kalbiniz ve tüm organlarınız sevgiyle güzelleşir. Elbette gözleriniz de!

10- Başarısızlık

İster iş hayatında, ister aşk hayatında başarısız olun; mutlaka gülümseyin. Her deneme, neyi yanlış yaptığınızı görmenizi sağlayacaktır. Ayrılık acısının da tadı vardır, bunu da layıkıyla yaşayın ama kendinize zarar vermeyin çünkü bu 4. Maddeye aykırıdır. Siz sadece kendiniz için seversiniz ve ayrılık da insana ait bir olgudur. Her başarısızlığı, bir merdiven olarak görün ve yenisi için heyecanlanın. Unutmayın; hayat çok kısa ve değerli bir hediyedir!




Kaynak:
http://www.manset61.com/saglik/kadinlar-dikkat-mutlu-olmak-icin-10-tuyo-h11683.html

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Babasından Kızına:)

Mutluluk, babasının kızına, onun aşkı için kendi elleriyle yaptığı tabloyu armağan etmesidir.. ve sonra o kızın evinin baş köşesine astığı  tablosuna her bakışında hem aşkını, hem babasını, hem de mutluluğu görmesidir.

Mutluluk sizin kendi yazdığınız bir hikayedir..


(40x50, 50x50, 40x50) 3 tual üzerine parçalı yağlı boya tablo  

Sevgili Kızım Aslı için..

Bir salyangoz hikayesiymiş onlarınkisi…
 Kabuğun spiral döngüsünde olduğu gibi; geçmişle gelecek yokmuş onlar için; 
sadece tüm zamanlar varmış; hepsi birbiri içine geçmiş, bütünleşmiş...
Ve güneşten, denizden, topraktan doğanların en güzeli doğmuş onlardan… 
Yek vücut, yek varlık olmuş bir salyangoz…
Bir salyangoz hikayesi anlatılacak olan...
Kabukla böceğin birbirini taşıyacağı; birbirlerine yeteceği 
ve sadece salyangoz olacakları bir masal…


Daha fazla tablo için http://rifatsahinsoyart.blogspot.com/

24 Temmuz 2013 Çarşamba

17- HERGÜN BİRŞEY YAP! Mutlu Ol!


İşten çıkıp yorgun argın eve geldiğimizde genelde hiç birşey yapmaya takatimiz kalmayabilir. Rutin olarak işten çıkılır, eve varılır, bir duş alınır, yemek yapılır, o esnada -eğer ki evde erken oluyorsanız tabi- iç karartan haberlerimiz dinlenir. Sonra yemek yenir zaten sofra topla bulaşık yıka falan derken saat epey geç olur. E sonra bir dizi varsa veya bir film o izlenir. Zaten yatma saati de gelir. Yatılır. Sabah kalkılır, işe gidilir. Veee işten gelinir, yine aynı döngü başlar.

Başka ne yapılabilir? Diğer alternatifler nelerdir? Bir spor klubüne üyeyseniz iş çıkış ona gidersiniz veya arkadaşlarınızla bir kahve içmeye, ya da dansa, ya da kafa çekmeye:)

Tabi bunlar rutin olarak yapılanlar. Elbette bir sürü alternatif söz konusu.. farklı olarak neler yapılabilir? emin olun ki her gün en az farklı bir şey yapmak ruhunuzu okşayacak, kendinizi çok daha iyi ve farklı hissetmenizi sağlayacaktır.Ufak ama basit şeyler yapabiliriz hepimiz bence..küçük iyilikleri de yapıp denize atabiliriz birer birer:)


1. sokak kedisini köpeğini sev--hiçbir maliyeti yok!

ben mesela sabahları sokaktaki kedileri besleyip okşayarak başlıyorum günüme..servise gidene kadar kiminin kafasını okşuyor, kiminin göbeğini kaşıyorum..kimine mama veriyor kimine de poz verdiriyor fotoğraflarını çekiyorum..ve servise mutlu biniyorum.

2. ofiste hiç konuşmadığın insanlarla selamlaş, sohbet et!

kimi zaman fark edilmekten mutlu olduğunu gizleyemeyen ve şevkle size karşılık veren kapı görevlisi, kimi zaman çiçeklerin arkasında kaybolmuş bahçıvan, kimi zaman da mantolama yapan ustadır mutlu olan..

3. yaşlılara yardım et..

işten eve dönerken yaşlı bir teyzeyi amcayı marketten aldığı şeyleri taşırken görüp kayıtsız kalma..evine kadar ona torbalarını taşımakta yardım et..

4. zamanını planla- yapılacaklar listesi oluştur..

Günlük işlerimi işe gelir gelmez ajandama ya da google'ın to do listesine sıralıyorum.. Gün içerisindeki küçük hedeflerim oluyor bunlar..fatura öde, bilet al, şunu araştır, bunu oku, şu kişiyi ara vs. gibi ufak notlar..ve bunları yaptıkça üzerlerine birer çizik atıyorum..bittikçe insanı mutlu ediyor bu yapılanlar.. Hem de bu yöntemle zamanınızı nasıl harcadığınız konusunda en önemli sonuçlara vararak, bir sonraki adıma hazırlanmış oluyorsunuz.

5. erken kalk!

ben haftasonu da olsa genelde erken kalkarım..tabi ki iyi bir uyku zinde bir yaşam için gerekli ama bence fazlası günden kayıp..o yüzden erken kalkıp daha fazla şey yapabilmeyi tercih ederim..erken kalkan yol alır.:)

6. çok büyük beklentiler içerisine girme!

herkesi kendin gibi düşünmeyeceksin, ben bunu öğrendim..evet kendine önem verip kendini beğenmende bir sakınca yok. ama herkesten senin davrandığın gibi davranacaklar diye bekleme.. zira öyle olmuyor, olmayacak..başlarda acıtsa da beklentilerin karşılanmaması, sonra boşvermeyi öğreniyor ve daha mutlu oluyorsun..sen kendi yapacağını yap, hak edene hak ettiği kadar değer ver, gerisini ise boşver..

7. "hayır" diyebil!

hayır demeyi öğrendim ben..istemediğim birşeyi genel olarak yapmıyorum..bana zarar verecek kişilerden, olaylardan kendimi uzak tutmaya çalışıyorum yeri geldikçe.. senin değerlerine ters düşen birşeyler olursa çekinmeden hayır diyebil!

8. sıkıcı olmayan spor yap!

uzun süreli olmayan, seni yorup bezdirmeyen ve strese sokmayan sportif aktiviteler yap..sahilde yürümek, bisiklete binmek, köpeğini gezdirmek gibi..

9. sevdiklerinle zaman geçir, konuş!

eşiniz, sevgiliniz, ya da ev arkadaşınız, veya anneniz-babanız size gününüzle ilgili birşeyler sormasa bile siz anlatın. ilgilerini çekecek birşeyler olduğunda sizinle zaten diyaloga gireceklerdir..onlara günlerinin nasıl geçtiğini sorun..biraz konuşmadan yemek masasına oturmayın..yemekte de sohbetinize devam edin..


devam edecek...bir daha ki yazıya:)


1 Temmuz 2013 Pazartesi

Mutluluk ve Timus bezi ..

"Mutluluk bir seçimdir. 
Mutsuzluğumuz kadere, şansızlığa ve talihsizliğe inancımız ölçüsündedir."

Mutlu duyguların hissedilmesinde hormonların rolü büyük.Bedenimizde o hormonları salgılayan salgı bezlerinden minicik ama çok güçlü bir salgı bezi var: timus.


Timus uyarıldığında salgıladığı hormonlar kişide haz ve mutluluk duygusu yaratır.Çünkü timus aktive olduğunda bedenin kimyasının değişimine neden olur. Bu değişiklik sinir sistemini sakinleştirir ve beyin fonksiyonlarını hızlandırır. Bu da kişide rahatlama duygusu yaratır.

Avustralyalı Nobel ödüllü kanser araştırmacısı Sir MacFarlane Burnet timus bezinin aktif hale getirilmesiyle insan bedeninin kendisini kanserden koruyabilme yeteneğine sahip olacağını savunuyordu.

Çocuklarda iri olan timus ergenlik döneminde bir ceviz kadar irileşiyor. Ama yas ilerledikçe bir bezelye tanesi kadar küçülüyor, yaşlılıkta ise tamamen köreliyor. Ama bazı insanlarda ileri yaslarda bile hala ceviz büyüklüğünü koruması, bilimin henüz çözemediği alanlardan biri.


Timusun sağlığımız üzerindeki önemli yararlarından biri de T hücrelerini üretiyor olması. T hücreleri denilen lenfositler bedene zarar verebilecek zararlı hücreleri yok ederler. Bu küçük T hücrelerine yaşamımızı borçluyuz. AIDS gibi bağışıklık sistemini çökerten hastalıkların ölümcül olması T hücrelerinin haberleşme hatlarını öncelikle kesmelerinden kaynaklanıyor.

Timus göğüs kafesinin üst kısmının tam arkasında, göğsün tam ortasında yer alıyor. Timusu uyarmanın üç basit yolu var:

Timusu uyarmanın birinci yolu gülmek.Yani gerçek, içten, sıcak bir gülüş, bir kahkaha. Her gülündüğünde timus bezi aktive oluyor. Her aktive olduğunda bedenimize kimyasal dalgalar göndererek kendimizi iyi hissetmemizi sağlıyor. 1993 yılında California Üniversitesi' nde Dr.Paul Ekman tarafından yapılan araştırmada gülmenin timusu ve beynin değişik haz bölgeleriyle bağlantısı olan kasları harekete geçirdiği ve insanda haz duygusu yarattığı kanıtlanmış.

Timusu uyarmanın ikinci yolu iki parmakla timusun üzerine gelen noktaya vurulması, yani elle uyarmak.

Timusu uyarmanın üçüncü yolu ise dilin üst dişlerin arkasında damağa ve ağzın tavanına değdirilmesi. Dr. John Diamond ve ekibi dilin bu pozisyona getirilmesi ile sol ve sağ beyin küresi arasında denge oluşmasını sağladığını tespit etmiş.Bu da insanin daha iyi düşünmesi ve kendini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor.

27 Mart 2013 Çarşamba

YARIN KİMSEYE VAAD EDİLMEMİŞTİR!


Murathan Mungan'ın kaleminden..paylaşmak istedim...



Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.
Evlendikten sonra, bir çocuğumuz doğduktan hatta ardından bir tane daha olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.
Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar, onlar büyüyünce daha mutlu olacağımıza inanırız. Bundan sonra, ergenlik dönemlerinde çocuklarla uğraşmamız gerektiği için öfkeleniriz.

Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca, emekli olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz.

Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır. Eğer şimdi değil ise ne zaman?… Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır. En iyisi bunu kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir. En sevdiğim sözlerden biri Alfred D. Souza’ ya aittir. Der ki;

-”Uzun zamandan beridir hayatın-gerçek hayatın-başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken birşey, bitmemiş bir iş, hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı.”

Bu görüş açısı, mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi. Mutluluk yoldur, öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetini bilin ve mutluluğu, vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştığınız için, ona daha fazla değer verin. Unutmayın, zaman hiç kimse için beklemez. Öyleyse;

Okulu bitirene kadar,
100 milyar kazanana kadar,
Çocuklarınız olana kadar,
Çocuklarınız evden ayrılana kadar,
İşe başlayana kadar, evlenene kadar,
Cuma gecesine kadar,
Pazar sabahına kadar,
Yeni bir araba, ya da ev alana kadar,
Borçları ödeyene kadar,
İlkbahara kadar,
Yaza kadar,
Sonbahara kadar,
Kışa kadar,
Maaş gününe kadar,
Şarkınız söylenene kadar,
Emekli olana kadar,
Ölene kadar…

MUTLU OLMAK İÇİN İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ ‘AN’ DAN DAHA İYİ BİR ZAMAN OLDUĞUNA KARAR VERMEK İÇİN BEKLEMEKTEN VAZGEÇİN.

MUTLULUK BİR VARIŞ DEĞİL, BİR YOLCULUKTUR. “PEK ÇOKLARI MUTLULUĞU İNSANDAN DAHA YÜKSEKTE ARARLAR, BAZILARI DA DAHA ALÇAKTA. OYSA MUTLULUK İNSANIN BOYU HİZASINDADIR.”

Unutmayın “YARIN KİMSEYE VAAD EDİLMEMİŞTİR.”

Murathan Mungan

3 Ocak 2013 Perşembe

Mutluluk Projesi 4- Yeniyıla girerken küçük mutluluklar..// yılbaşı süsleri




Kıyamet koptu kopacak derken yine koca bir yılı daha devirdik şaka maka...bir şekilde de girildi 2013'e.. Kıyamet düşünceleri kafalardan tamamen uzaklaştı mı bilinmez, ama benimkine nedense hiç uğramadılar...aslolan "yarın ölecekmiş gibi yaşamak", değil midir zaten? yani hiçbirşeyi ertelemeden, yarına bırakmadan, "an"ların tadını çıkararak..

Burada yine her zaman söylediğim Usta Oogway'in sözüne geliyorum (Kung-fu Panda'daki favori karakterlerimden) :
yesterday is history, tomorrow is a mystery, today is a gift, that is why it is called present 
Biz de öyle yapıyoruz..

2013 hazırlıklarımdan kareler:  küçük mutluluklar için azıcık hazırlık.. hem mutlu ol hem mutlu et..görsellik ve stil herşeydir!

hediyelik taşlar ve yılbaşı rozetleri hazırladım--çok neşeliydi...girişte herkes bunlardan aldı..

isim kartlarım ve bardak altlıklarım-dekupaj ile yaptım

mumları da kendim yaptım--dekupaj yöntemi ile


ağaca gizli tılsımlar ve şemsiye çikolatalar da astık..eğlenceli oldu

yılbaşı çelengi börek




yılbaşı masasından bir görünüm




10 Ekim 2012 Çarşamba

Jack London der ki..



‎"Köpeğe verilen bir kemik yardımseverlik değildir. Yardımseverlik, siz de köpek kadar açken onunla paylaşılan kemiktir."

Jack London

24 Ocak 2012 Salı

Bugün Senin Geri Kalan Hayatının İlk Günü

Salvador Dalí, "Paranoia and Dissolution of Time"
"Happiness is the meaning and purpose of life. 
The whole aim and end of human existence."  -Aristotle
demiş bir büyüğümüz, epeyce bir yıl önce:) yani o günlerden bugüne değişen pek birşey yok aslında..insanlar sürekli bir mutluluk peşinde..özellikle de kendilerinin mutluluğu elbette..bu mutluluk arzusu kimi zaman bencilliği, kimi zaman toplumsal kaygıyı beraberinde getiriyor olsa da asıl amaç aslında Aristotle'ın da dediği gibi var olmamızın özünde saklı.. hayatın anlamı...

günlük-fani faaliyetlerde kaybolmuş çoğumuzun, para kazanıp hayatımızı idame ettirmekten başka amacı olmayan, öylesine hayatla birlikte akıp giden bir rotası olsa da, içimize dönüp baktığımızda bütün bunları kendimizi mutlu etmek için yaptığımızı fark edebiliriz.. İster Aristotle'ın zamanı, ister günümüz olsun, mutlak bazı gerçekler vardır ve asla değişmezler..sadece unutulabilirler..evet, bazen hatta artık çoğunlukla mutlu olmayı, mutlu etmeyi ya da mutluluğun ne demek olduğunu veya nerede olduğunu unutabiliriz.

Yaşımız geçtikçe ölüm korkusu yerleşebilir yüreğimize, veya hayal kırıklıklarına uğradıkça devam etmeme arzusu sarabilir etrafımızı, kaybettikçe başarma duygumuz veya isteğimiz körelebilir. Ama var olan gerçeklik hep oradadır ve insanoğlu onu istese de istemese de çıkarıp bulmak zorundadır..yoksa hayatın ne bir anlamı ne de bir amacı kalır..o zaman ise zaten devam etmenin anlamı da sorgulanır hale geliverir.

Her yeni gün aslında yeni bir başlangıçtır. Eğer yaşamaya devam ediyorsak, o her günün hakkını vermeyi bilmeliyiz. Her günü birer küçük hayat olarak görmek gerekir. Pamuk ipliğine bağlı yaşamlarımızda aslında her gün bize verilen birer şanstır yaşamak için. En dolu yaşandığında en anlamlı hale gelebilecek küçük yaşamcıklardır... Bir önceki gün yapılan hatayı bir daha yapmama, bir önceki gün üzülen kişiyi bir daha üzmeme, daha önce kaçırılan şansı bir daha kaçırmama, kaybedilenleri unutup yeniden yola koyulmak için bir şanstır aslında..

her yeni gün, bundan sonra kalan hayatınızın ilk günüdür... pek bir şeyi takma kafana... hayatından memnun değilsen, onu değiştirmek için bir şeyler yap...  unutma, bugün senin geri kalan hayatının ilk günü ve onu yaşamaya bak! 


Salvador Dali-"Geopolitical Child Watches The Birth of the New Human"

26 Mayıs 2011 Perşembe

Mutluluk Bireysel Çabadır!



“Gurumun mutlulukla ilgili öğretilerinden biri aklıma gelip duruyor. İnsanların, genel olarak, mutluluğun bir şans olduğunu, talihin yeterince iyise bulutların arasından açan güneş gibi ortaya çıkacağını düşünme eğiliminde olduklarını söylerdi. Ama mutluluk böyle oluşmaz. Mutluluk bireysel çabanın sonucudur. Onun için savaşırsın, uğraşırsın, ısrar edersin ve bazen onu ararken tüm dünyayı dolaşırsın. Sana sunulan nimetlerin tezahür etmesi sürecine senin de durmaksızın katılman gerekir. Ve bir kez mutluluk haline erişince onu koruma konusunda asla ihmalci davranmamalı, sonsuza kadar o mutluluğun daha da içine doğru yüzmeye devam etmek için çok çabalamalısın. Bunu yapmazsan yaratılıştan gelen gönül rahatlığını yavaş yavaş tüketirsin.”
Elizabeth Gilbert’ın “Ye, Dua Et, Sev” adlı kitabından ..sayfa 396-397′den alıntıdır...

21 Ocak 2011 Cuma

11- ANI YAŞA! ANIN TADINI ÇIKAR! Mutlu Ol!

Yesterday is history
Tomorrow is a mystery
And today is a gift
That is why it is called "present"..

Kung-fu Panda'da yaşlı kaplumbağa Usta Oogway söylüyordu bu alıntı sözü... Çok beğendiğim bir animasyon filmdi Kung-fu Panda..yakında 2.si gelecek sinemalara..

İlgili resim

"An"ların önemini kendileri geçmişe karışıp, iş işten geçtikten sonra fark ediyoruz maalesef. Filmde de yapılan o önemli alıntıyı hiçbir zaman unutmamak gerekir aslında. İngilizcesi daha anlamlı oluyor. Çünkü birçok kişinin bildiği üzere,  "present" hem hediye hem şu an anlamına geliyor ingilizcede.

Kimi zaman geçmişin bir yerinde asılı kalır, hayatımıza devam edemeyiz. Sürekli geçmişte yaşar, geri dönmeye çalışırız. Aslında farkedemeyiz o an itibariyle yaşamımızı da askıya aldığımızı... "An" biz geçmişe bakarken bitmiş, o da geçmiş oluvermiştir işte...arada an"lar kaçtığı gibi geleceğimizden de çalmışızdır yine...sonra kapı çalmadan geliverirler yitirilişlerin beklenen konukları olan "keşke"ler. Ah keşke demenin ise pek de bir faydası kalmaz artık..."Keşke o anımı daha iyi değerlendirseydim"..

Bazen de gelecek kaygısı bürür gözümüzü, tüm benliğimizi kaptırıveririz fani yaşamın keşmekeşine... Geleceğimizi garanti altına almak dürtüsüyle çalışırız deliler gibi durmadan, bıkmadan usanmadan... Gözümüz kimi zaman ne ailemizi, ne arkadaşlarımızı görür, ne kendimizi ne de elimizden kayıp giden yaşamı... Geleceğimizi inşa etmeye çalışırken yine farkına varamayız ki geleceğimizi bir yandan yaşamaya devam ediyoruz anlarımızın üzerine basılıp yükselmeye çalışarak...ayağımızın altında kalan "an"lar ise yine yok olup gitmiş ileriye bakmaya çalışırken...

"An"ımız geleceğimiz olmuş bu kez de, ve gelecek de gitmiş elimizden yine...düşünmekten, çabalamaktan yorgun düşmüşüz anlayamamışız o anda yaşamanın önemini... 

Hayat garip bir yolculuk...bazen çok hakimizdir elimize verilmiş yaşama, bazen de olaylar gelişir etrafımızda bize sormadan, gizli bir el bu oyunu yönetirmişçesine... istersiniz müdahelede bulunmayı ama eliniz kolunuz bağlanmıştır bir kere...

Yarının garantisinin hiçbir zaman olmadığı bir düzende sahneliyoruz bize biçilmiş rolleri... Bir bakıyorsunuz varsınız ve bir dolu planlar yapıyorsunuz geleceğe dair, bir bakıyorsunuz yok... 

Buradaki zamanın kısıtlı olduğunu bilerek ona göre yaşadığımız anın tadını çıkarmaktan yanayım hep. Ne olmuş bitmiş şeylere, ne de olacaklara takılıp kalmanın anlamı yok. Bize düşen sadece,"şimdi"yi hakkını vere vere yaşamak...Tadını doyasıya çıkarmak... Mutluluk tomurcuklarını serpmek elimizden geldiğince etrafa..Bu dünyada her yaşanan şey insanın yanına kar kalıyor... ve günün birinde mavi kelebek sadece uçuuup gidiyor...


13 Ocak 2011 Perşembe

10-Mutluluk Şarkınızı Dinle!! Mutlu Ol!


Bazı özel anlar vardır sadece özel şarkıların anlatabildiği...

Saybia'nın The Day After Tomorrow'u benim için özel olanı...Ama official videosu ile değil de bir okul projesi için öğrencilerin yaptığı video klibiyle:)

Her dinlediğimde aynı ana geri dönüyor, aynı mutlulukları tekrar tekrar yaşıyorum...

Please tell me why do birds
Sing when you're near me?
Sing when you're close to me?
They say that I'm a fool
For loving you deeply
Loving you secretly

But I crash in my mind
Whenever you are near
Getting deaf, dumb and blind
Just drowning in despair
I am lost in your flame
It's burning like the sun
And I call out your name
The moment you are gone

Please tell me why can't I
Breathe when you're near me?
Breathe when you're close to me?
I know you know I'm lost
In loving you deeply
Loving you secretly
Secretly

But I crash in my mind
Whenever you are near
Getting deaf, dumb and blind
Just drowning in despair
I am lost in your flame
It's burning like the sun
And I call out your name
The moment you are gone

Tomorrow
I'll tell it all tomorrow
Or the day after tomorrow
I'm sure I'll tell you then

Well I crash in my mind
Whenever you are near
Getting deaf, dumb and blind
Just drowning in despair
I am lost in your flame
It's burning like the sun
And I call out your name
The moment you are gone
The moment you are gone
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...