31 Mart 2017 Cuma

SU KAŞİFLERİ

Mikado Sürdürülebilir Kalkınma Danışmanlığı’nın HSBC Su Programı desteği ile Türkiye’de yürütmekten olduğu Su Kaşifi Programı 8-14 yaş grubu öğrencilerinin suyla ilgili farkındalığını arttırmayı amaçlıyor.


Uluslararası yürütülen bu proje kapsamında Beşiktaş İlkokulu öğrencileri üç aydır yaptıkları çalışmalarını 28 Mart 2017 tarihinde okul girişinde açılan sergide sergileyerek, çevre halkına hazırladıkları gösteriyi sundular. 

Gösteride; tarımda kullanılan kimyasalların zararlarını anlatan kısa bir tiyatro oyunu, öğrenciler tarafından ’Listen To The Water’ şarkısının seslendirilmesiyle devam etti. Sonrasında ise temiz su sıkıntısı yaşanan ülke çocuklarının dilinde ‘Temiz Su İstiyoruz’ diyerek su sıkıntısı çeken insanların farkındalığını oluşturmaya çalıştılar. 

Çocuklar, giydiğimiz kıyafetlerin üretiminde kullanılan su miktarını öğrenince bu konuda da tasarruf bilinci oluşturmak için kolları sıvadılar. Eskimiş, küçülmüş kıyafetlerinden yepyeni kıyafetler tasarlayarak defileye çıktılar. Kıyafetleri, değerlendirin mesajı verdiler.Ve gösteri ‘Suyu Koru’ rap şarkısı ile son buldu. 


Proje Koordinatörü, Beşiktaş İlkokulu 2. sınıf öğretmeni Selma Arslan Zerman projeyi şu şekilde anlatıyor: 

"Okulumuz yaklaşık 3 aydır bu projede belirlenen görev alanlarındaki etkinlikleri yaparak dünyamızın suyunu korumak için çalışmalar yapmıştır. Okulumuz su kaşifleri, öğrencileri bilinçlendirmenin yanında zaman zaman saha çalışmalarına çıkarak çevre halkını bilinçlendirme çalışmaları da yaptılar. 

Su farkındalığını arttırmak için okulda afişler hazırlanarak panolarımızda sergilendi, ailelerle ve yakın çevre ile anketler düzenlenerek evde su tasarrufu için önerilerde bulunuldu, çevredeki restoranlar dolaşılarak atık yağlar ile ilgili farkındalık oluşturacak çalışmalar yapıldı. Öğrencilerimiz hızla artan tüketim insanı olmanın önüne geçmek için oyuncak takas partisi düzenlediler. 

Kıyafetler üretilirken kullanılan su miktarını öğrenince küçülen ve eskiyen kıyafetlerimizi değerlendirdik ve yeni kıyafetler tasarladık. Hatta bu tasarladığımız kıyafetlerden büyük bir defile düzenleyerek okulumuzun diğer öğrencilerine örnek olduk.

Su kaşifi olarak yaptığımız çalışmaları önümüzdeki hafta okulumuzda gösteri yaparak bitiriyoruz. Gösteri de; Su Kaşifi proje sorumlusu öğretmenimizin yazdığı organik Tarım üzerine kısa bir tiyatro oyunu, öğrencilerimizin kendi tasarladıkları kıyafetleri göstereceği defile, öğrencilerimizin dansları eşliğinde seslendireceği ‘Listen to the water’ şarkısı, farklı dillerde ‘Temiz Su İstiyoruz’ seslenişi ve yine sözleri öğretmenimize ait ‘suyu koru’ rap şarkısı olacak.

Bir damla su tek başına anlamlı olmayabilir ama her birimiz bir damla tutarsak elimizde dünyamızın suyunu yok olmaktan kurtarabiliriz."

Programın bir de bu şekilde eğlenceli, çocukların su bükücü olduğu bir web sitesi var. Aşağıdaki resim üzerinden tıklayarak ulaşabilir ve "Listen to the water" şarkısını da dinleyebilirsiniz:)


 su kaşifleri






1 Haziran 2016 Çarşamba

Franz Kafka ve Küçük Kız


Franz Kafka rutin yürüyüşlerini yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış. Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş.

Kafka bebeği onun yerine aramayı önermiş , ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşmişler...

Bebeği bulamaması üzerine Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış, buluştuklarında kendisine okumuş :
“ Lütfen benim için kederlenme , dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım. ”

Bu bir çok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş.

Derken , görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız , aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş :
“ Yolculuğum beni çok değiştirdi…”

Uzun yıllar sonra , artık bir yetişkin olmuş olan küçük kızımız , gözü gibi baktığı bebeğinin , gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulur. Kısaca şöyle yazmaktadır :

“ Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin , ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.” 

23 Nisan 2016 Cumartesi

STEPHEN HAWKİNG’DEN DEPRESYONDA HİSSEDENLER İÇİN MESAJ VAR


Tüm zamanların en önemli bilim adamlarından Stephen Hawking’e ALS hastalığı teşhisi konulduğunda 21 yaşındaydı. Kariyerinin zirvesine doğru yol alırken bedeni ona kötü bir oyun oynamaya başladı. Tam anlamıyla şanssızlıktı yaşadıkları.

Hastalığı yüzünden kötürüm kaldı. Keskin zekası olumsuzluğa saplanıp kalmasını engelledi. Tersine yoğun bir hevesle kendini fizik alanına adadı. Doktorların ona iki üç yıl ömür biçmesine rağmen içinde bulunduğu olumsuz şartları olumluya çevirdi ve bugün başta büyük patlama teorisi olmak üzere pek çok çalışması ile dünyaca tanınan bir bilim adı haline geldi.

Tabi ki Hawking durumuyla baş etmeye çalışırken zor zamanlar yaşadı. Ancak her zaman hayatta şükür duyacak şeyler olduğunu düşündü.

İskemleye mahkum olduğu bu hayatta konuşamıyor ve hareket edemiyor ancak kendi geliştirdiği bir teknoloji ile iletişim kurabiliyor.

Royal Institute Londra’da yaptığı bir konuşmada depresyonu kara deliğe benzetiyor ve her ikisinden de kaçmanın imkansız olmadığını söylüyor.

Konuşmanın devamında ise depresyon ile ilgili ilginç fikir ve öneriler var. İçinde bulunduğu zor duruma rağmen depresyon ile barış imzalayan Hawking diyor ki :

“Kara delikler boyandıkları kadar kara değildir. Eskiden düşünüldüğü gibi sonsuz hapishaneler değiller. Kara deliklerin dışına ve muhtemelen de başka evrenlere çıkış yapılabilir. Yani bir kara delikte olduğunuzu düşünüyorsanız vazgeçmeyin. Bir çıkış mutlaka var. Aşağıya değil yukarıya yıldızlara bakın. Asla çalışmayı bırakmayın. Çalışmak yaşamınıza bir anlam ve amaç katar. Aşkı bulacak kadar da şanslıysanız eğer, bilin ki aşk orada, ona da sıkıca sarılın."

Hawking’e engeli sorulduğunda şöyle diyor:

“Kurbanın istediğinde hayatını sona erdirme hakkı olmalıdır. Ama bence bu büyük bir hata olur.Hayat ne kadar kötü görünürse görünsün yapabileceğiniz ve başarabileceğiniz bir şey vardır. Hayat varolduğu müddetçe umut vardır.”

Ve ardından son derece ilham verici bir mesaj veriyor:

“Eğer engelliyseniz, muhtemelen bu sizin suçunuz değildir ancak bunun için dünyayı suçlayıp insanların size acımasını beklemek de iyi bir fikir değil. Olumlu bir tutum ile içinde bulunduğunuz durumdan en üst seviyede fayda sağlayabilirsiniz. Fiziksel olarak engelli olan biri bir de üstüne psikolojik olarak engelli olmayı kaldıramaz. Bence insanlar fiziksel engellerinin zorluk çıkarmayacağı işlerle ilgilenmeliler. Korkarım engelliler için Olimpiyat oyunları bana hitap etmiyor ama zaten atletizmi hiç sevmediğimi söylemek kolay benim için. Öte yandan bilim engelliler için son derece uygun bir alan çünkü zihinde gerçekleşiyor. Tabi kişin deneysel kısmı zaten böyle insanlar için yapılıyor ama teorik kısmı neredeyse ideal.

Yapamadığım şeyler teorik fizik alanında çalışırken hayatımda tam olarak bir engel oluşturmadı. Ailem, eşim, çocuklarım ve meslektaşlarımdan büyük yardım gördüm. Genelde insanların yardım etmeye hazır olduklarını biliyorum ancak elinizden gelenin en iyisini yaparak çabalarına değdiğini görmelerini sağlayarak onları cesaretlendirmelisiniz. “

“Hayat size ekşi limonlar sunmuş olabilir ama şüphesiz onları kullanmanın bir yolunu bulabilirsiniz”



Kaynak: http://e-koc.org

Kaynak:Educateinspirechange.org

Çeviri: Yeşim Erberksoy

*Yazı ve çevirisi link verilmeden ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

19 Ocak 2016 Salı

Affetmek En Başta Kendinize Yaptığınız İyiliktir

Affetmek ve unutmak, iyi insanların intikamıdır. (Schiller)

Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur : “Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?” Öğrenciler tereddütsüz kabul ederler. “O zaman bundan sonra ne dersem yapacağınıza söz verin. Şimdi yarın ki, ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz.”

Öğrenciler bu işten pek bir şey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarında patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilere şöyle der öğretmen:
“Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın. O kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.”

Bazı öğrenciler torbalarına üçer beşer tane patates koyarken bazılarının torbaları neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine “peki şimdi ne olacak?” der gibi bakan öğrencilere ikinci açıklamasını yapar:
Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde, hep yanınızda olacaklar.



Aradan bir hafta geçmiştir. Öğretmenleri sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar:
“Hocam bu kadar torbayı her yere taşımak çok zor”
“Hocam patatesler kokmaya başladı”
“Vallahi insanlar tuhaf bakıyor artık bana”
“Hem sıkıldık, hem yorulduk”

Öğretmen gülerek öğrencilerine şu dersi verir: Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendinizi cezalandırıyorsunuz. Kendinizi ruhunuzda ağır yükler taşımaya mahkûm ediyorsunuz. Affetmeyi karşınızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyorsunuz. Halbuki affetmek en başta kendinize yaptığınız bir iyiliktir.


alıntıdır

7 Ocak 2016 Perşembe

17 Aralık 2015 Perşembe

Kendine Zaman Ayır: Tavsiye Evi'nde Pilates Yaptık


Mutlulukla ilgili son zamanlarda biliyorum pek bir paylaşım yapamadım. Yılsonunun yaklaşması ve bitişler sanırım içinde daha ziyade hüzün barındırıyor ve bu havalar da üzerine tuz biber ekiyor. 
Ama her zaman dediğimiz gibi ufak mutluluklar yaratmak önemli. Evet pilates yaptık Tavsiye Evi'nde bugün. Asana Yoga ile güzel bir zaman geçirdik. Pilatesin neresi mi mutluluk?

Öncelikle farklı bir atmosferde yeni insanlarla birarada bir paylaşımda bulunuyorsunuz, eski arkadaşlarınızla birlikte spor yapıyorsunuz ve aynı zamanda da kaslarınızı çalıştırıyor ve gevşetiyorsunuz. Hepsini birarada yapmanın ve 1 saat de olsa kendinize ayırdığınız zamanın size katkısı bence büyük oluyor. Kendin için birşey yapmış olmanın dayanılmaz hafifliği. 

Kaçımız rutin işlerimiz ve tüm hayatımızı eline geçiren mesleklerimizden vakit ayırıp da kendimizi 1 saat dinleyebiliyoruz ki? Haksızsam haksızsın deyin veya siz o şanslı insanlardansanız durmayın devam edin:)

Tavsiye Evine ve Asana Yogaya bugünkü paylaşımları ve bu yağmurlu günde farklı bir pratikle spor yapabilmemizi sağladıkları için teşekkür ediyor, bir dahaki etkinliklerde yeniden görüşmek dileğiyle diyorum.


22 Temmuz 2015 Çarşamba

#‎Suruçtakatliamvar‬

Çok uzun zamandır yazamadım bloguma. Sadece buraya değil hiçbir bloguma. Ama en çok da Mutluluk Fabrikama. Sanırım açıklamam gereksiz. Nedeni besbelli. Artık ülkemde beni mutlu edecek pek şey olmuyor malesef. Bir insan bu gördükleri karşısında ne kadar Polyanna olabilir ki!? Her gün yeni bir acı her umudun ardında yeni bir sızıyla güne başlıyoruz bu memlekette.

Malum yaz sezonu, kimisi tatilde, kimisi düğün telaşında, kimisi de bu sıcakta iş peşinde... Kötü olaylar ise hep kapımızın eşiğinde, canlar gidiyor, gencecik bedenler yitiyor ve hayat bazıları için hiçbirşey olmamış gibi devam ederken, bazı aileler artık hiçbir zaman eskisi gibi olamıyor, o yürekler artık bir daha dağlanmıyor. O acıları bizler bilgisayar, TV başında bile bu denli hissederken, ateşin düştüğü yerler cayır cayır yanıyor. Böyle dönemlerde de insan biraz zor yazıyor. Eğlenceli birşeyler paylaşmak zor oluyor. Mutlu günlere, mutlu anlara gölgeler düşüyor.

Bir evlat kolay yetişmiyor, ve siz o gözleri ışıl ışıl bakan, gülüşleri yürekleri ısıtan, o gencecik, umut dolu, barışı asıl inşa edebilecek güce sahip olan o ruhları acımasızca çekip alıyorsunuz bu hayattan. Siz kimsiniz ki bu gücü kendinizde buluyorsunuz, siz kimsiniz ki yaradanı oynuyorsunuz?

Suruç'taki katliamı kınıyor, ölenlerin ailelerine ve tüm milletimize baş sağlığı diliyorum. Başımız sağolsun.

#‎Suruçtakatliamvar‬ 

"İyi değilim! İyi olmayacağım! İyi olmayın!"


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...