17 Ekim 2012 Çarşamba

Böyle Scooter'a böyle böyle kasklar:)

ve önce böyle bir scooter'ım olsun..en bi turkuaz, en bi pembe..ya da alttaki beyaz gibi..




ve sonra da böyle çeşit çeşit kasklarım olsun:) en bi puantiye, en bi zebra, en bi retro:)




16 Ekim 2012 Salı

Günün Mutluluğu..


"Eğer mutluluğunuz, bir başkasının yaptıklarına bağlıysa, çok ciddi bir sorununuz var demektir."
                                                                    Aldous Huxley

Bugünün mutlusu
Önemli olan kendi kendine mutlu olmayı bilmek ve mutlu olabilmektir..Her koşulda, her ortamda çocuk olabilmek, yeri geldiğinde yoktan var edebilmektir...



10 Ekim 2012 Çarşamba

Jack London der ki..



‎"Köpeğe verilen bir kemik yardımseverlik değildir. Yardımseverlik, siz de köpek kadar açken onunla paylaşılan kemiktir."

Jack London

8 Ekim 2012 Pazartesi

Puantiye asla ölmez!



Pembe ve siyah olmazsa olmaz ikililerimden olup, 
rugan da bir kadın için vazgeçilmezdir diyor veee "puantiye asla ölmez!" diyerek bu blogun ilk retro ayakkabısını yolluyorum:))

H&M'in koleksiyonundan olan bu hafif topuklu, eğlenceli ayakkabı hem geçmişi hem de günümüzü yansıtıyor bence.. İnsanın, hele hele bir kadının böyle bir ayakkabıyı giymesi, hatta bırakın giymeyi; bu ayakkabıya sadece sahip olması bile onu mutlu etmek için
yeterli değil mi?:))

 ben bayıldım siz ne dersiniz?

3 Ekim 2012 Çarşamba

Günün sözü..Ojibway Kabilesinden..



Doğanın Ruhu
Günün Sözü ve Fotografı (SAİ)

"Ben tabiatın geniş kucağında doğdum. Ağaçlar bebek vücudumu koruma altına aldı, mavi gökyüzü üstümü örttü. Ben tabiatın çocuğuyum. Ona daima saygı duyarım. Onun engebeleri, elbiseleri; alnının çevresindeki çelengi, mevsimleri; heybetli meşeleri ve daima yeşil saçları, toprağı sarıp sarmalayan lüle lüle saçları, hepsi benim bitmez tükenmez sevgimi beklerler.

Ne zaman tabiata baksam göğsüm, okyanusun kıyılarında coşan dalgalar gibi, sevinç duygularıyla kabarır. Beni onun kucağına yerleştiren Yaratıcı'ya dua edip şükranlarımı sunarım. Türlü türlü zenginliklerle kuşatılmış saraylarda doğmanın iyi bir şey olduğu sanılır, fakat tabiatın kolları arasında doğmak bence ondan daha iyidir.

Altın sütunlu mermer saraylar yerine, başımın üzerinde gökyüzünün geniş çatısı ve orman ağaçlarının dev kollarıyla sarmalanmış bu yerde doğmuş olmaktan daima gurur duydum. Tabiat daima tabiat olarak kalacaktır. Halbuki saraylar çöker, yıkılır, harabe haline gelir.

Evet, Niagara binlerce yıl Niagara olarak kalacak. Alnındaki gökkuşağı çelengi güneş parladığı, ırmak aktığı mühdetçe var olacak. Halbuki insan elinin yaptığı eserler, çok iyi bakılıp korunmuş olsalar bile, tozların arasında silinip harap olacaktır."

Kahgegagahbowh, Ojibway Kabilesi

21 Eylül 2012 Cuma

Kıssadan hisse-Değer Bilen veya Bilmeyenlere..


Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip: "Oğlum" der " Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster.

Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.
Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkânına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar . Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir;
sonra: "Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der.

İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği neneye ancak bir beş lira vermeye razı olur. Üçüncü defa bir semerciye gider: Semerci nesneye şöyle bir bakar, "Bu der
"benim semerlere iyi süs olur. Bundan "kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna
bir on lira veririm." En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce
yerinden fırlar.

"Bu kadar değerli bir mücevheri nereden buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. "Buna kaç lira istiyorsun?" Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz? " "Ne istiyorsan veririm." Öğrenci, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar: "Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim." Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.

Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her
şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler. Bilge hocasının yanına dönen öğrenci büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.

Bilge sorar: "Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?" Öğrenci şaşkınlık içinde "Çok şaşkınım efendim. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Kafam karmakarışık " diye cevap verir. Bilge hoca çok kısa cevap veriri "Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bileni anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir."

Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır. Mesele kuyumcuyu bulmaktır.

Kişisel Gelişim Uzmanı Ömer Yalçın

19 Eylül 2012 Çarşamba

14- AYKIRI OL! FARKLI BAKIŞ AÇILARI GELİŞTİR! Mutlu Ol!


Her zaman her yerde farklı bakış açısına sahip olan birileri, düzene isyan eden, rutine karşı çıkan asiler, bir de bu yönden bakalım diyenler vardır. Muhalefetin olduğu yerde farklılık, yenilik, anlayış, empati vardır...

"insanin tüm evrende kesin olarak düzeltebilecegi tek bir şey vardır: kendisi."
demiş Aldous Huxley... aslında ne kadar da doğru söylemiş..insan kendi bakış açısını ve bunun sonucu olarak da kendini değiştirmeyi başarabilse bir, bazı şeylerin daha farklı olabileceğine inanıyorum. Bu noktada da alklıma N. Murray Butler'ın sözleri geliyor:
"Dünyada üç grup insan vardır.
Bir şeyi ortaya çıkaran veya yapan,
bir şeyler için savaşan küçük seçilmiş bir grup. 
Bir şeyin yapılmasını seyreden veya sadece
konuşup yerinde sayan büyükçe başka bir grup. 
Ve neyin olup bittiğini bilmeden yaşayan muazzam bir kalabalık."

Bir kendimizi sorgulayalım bence..çevremizde bunca olay olup biterken biz ne yapıyoruz, ne yapabiliyoruz, nereye gidiyoruz, niye bu kadar yönlendirilmeye meyilliyiz? neden yukarıdaki kuşlar gibi hemen hepimiz aynı yöne bakıyoruz da birimiz de başka yönlere kafamızı çevirmiyoruz? Ya da gagamızı suya sokup da aslında alt tarafta neler olup bittiğini göremiyoruz? su aslında o kadar da bulanık değil..birçok şey ortada, üzerinden şöyle bir bakılsa bile görünse de niye aykırı durmaya cesaret edemiyoruz..? niçin onca şey olup biterken "yeteeer, durun artık" diye bağırmalarımız sosyal paylaşım sitelerinde sadece birkaç görsel olarak vücut buluyor? Önceleri kollarımıza bant olarak taktığımız siyah kurdaleleri şimdi profil resimlerimizde paylaşmakla yetiniyoruz.. Ne kadar da yapay, sesini bile "trendy" bir şekilde çıkaran bir topluma dönüştüğümüzün niye farkına varamıyoruz? Baktığımız resimlerde üzülmek, duyduğumuz haberlerle gözyaşı dökmek neye çare? ertesi gün ateşin düştüğü yerden başka herkes, herşeyi unutmuyor mu? halbuki daha birinin acısı bitmeden, bir diğeri patlak veren bu olayların ardı arkası kesilmiyor...bunlar olurken kafa yapılarımızı değiştirmeyi düşünmüyor muyuz? Biz bir yerlerde yanlış yapıyoruz galiba demiyor muyuz?

Guguk Kuşu'ndan bir sahne..
Jack Nicholson'nın başrolünde oynadığı, sistem karşıtı bi adamın, akıl hastanesine "deli" diye sokularak sonradan nasıl delirtildiğini anlatan Guguk Kuşu'nu hatırlamadan edemiyorum. Filmde McMurphy, devasa musluğu kaldıracağına dair akıl hastanesindeki koğuş elemanlariyla iddiaya girer, birkaç başarısız denemeden sonra vazgeçer, yüzünde başarısızlığın ayni zamanda da zafere ulaşamamanın verdiği hırsın yansıması vardır sadece ve şöyle der: "en azından denedim".

Önemli olan bir sürü psikolojisi içerisinde kaybolup gitmemektir, farkında olmaktır.. farklı bakış açıları geliştirmek, farklı görüşlere açık olmak ve bize sunulanları sorgulamadan almamaktır. İnsan en büyük değişimi kendisinden yapmalıdır. Aykırı ol! bugün değişik birşey yap ve karşı olduklarına niye karşısın, kabul edip benimsediklerini niye yapıyorsun bir onu düşün, bir değişiklik yap ve kendini değiştirerek, kafanı değiştirerek işe başla.. En azından bir dene!....



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...