14 Kasım 2012 Çarşamba

AĞIR ÖLÜM


Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, her gün aynı yoldan yürüyenler, yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.

Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.

Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.

Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler, kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler, ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar, daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler, bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar, bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.

Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden, anımsayalım her zaman: yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir.

Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.

Pablo Neruda


1 Kasım 2012 Perşembe

KİTAP ve OYUNCAK KUMBARASI

DİĞER BELEDİYELERE ÖRNEK OLACAK BU PROJEYİ ALKIŞLIYORUZ

Atatürk Meydanı’na kurulan Giresun Belediyesi Kitap ve Oyuncak Kumbarası, vatandaşlar tarafından büyük ilgi görüyor.

 Bir para kumbarası şeklinde tasarlanan 2,30 metrelik dev kumbara halkın beğenisini şimdiden toplamış durumda.
Yapılan bu hizmet ile ilgili bir açıklama yapan Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu, bu kumbaraya atılan oyuncak ve kitapları ihtiyaç sahibi çocuklara ulaştıracaklarını ifade ederek, tüm Giresun halkına, kullanılmayan kitap ve oyuncakları Atatürk Meydanı’na kurdukları dev kumbaraya atmaları için çağrıda bulundu.

Konu üzerine görüşlerini belirten vatandaşlar ise, “Sayın başkanımız tıpkı ekmek toplama sepeti gibi farklı bir projeye daha imza attı. Bir çoğumuzun evinde kullanılmayan kolilerce kitaplarımız var. Bunların atılmasındansa, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması gerçekten çok önemli bir hizmet. Yine büyüyen çocuklarımızın kullanılmayan oyuncaklarının da başkalarının yüzünü güldüreceğini bilmek bizleri mutlu ediyor” şeklinde konuştular.

KAYNAK: GİRESUN BELEDİYESİ

17 Ekim 2012 Çarşamba

Böyle Scooter'a böyle böyle kasklar:)

ve önce böyle bir scooter'ım olsun..en bi turkuaz, en bi pembe..ya da alttaki beyaz gibi..




ve sonra da böyle çeşit çeşit kasklarım olsun:) en bi puantiye, en bi zebra, en bi retro:)




16 Ekim 2012 Salı

Günün Mutluluğu..


"Eğer mutluluğunuz, bir başkasının yaptıklarına bağlıysa, çok ciddi bir sorununuz var demektir."
                                                                    Aldous Huxley

Bugünün mutlusu
Önemli olan kendi kendine mutlu olmayı bilmek ve mutlu olabilmektir..Her koşulda, her ortamda çocuk olabilmek, yeri geldiğinde yoktan var edebilmektir...



10 Ekim 2012 Çarşamba

Jack London der ki..



‎"Köpeğe verilen bir kemik yardımseverlik değildir. Yardımseverlik, siz de köpek kadar açken onunla paylaşılan kemiktir."

Jack London

8 Ekim 2012 Pazartesi

Puantiye asla ölmez!



Pembe ve siyah olmazsa olmaz ikililerimden olup, 
rugan da bir kadın için vazgeçilmezdir diyor veee "puantiye asla ölmez!" diyerek bu blogun ilk retro ayakkabısını yolluyorum:))

H&M'in koleksiyonundan olan bu hafif topuklu, eğlenceli ayakkabı hem geçmişi hem de günümüzü yansıtıyor bence.. İnsanın, hele hele bir kadının böyle bir ayakkabıyı giymesi, hatta bırakın giymeyi; bu ayakkabıya sadece sahip olması bile onu mutlu etmek için
yeterli değil mi?:))

 ben bayıldım siz ne dersiniz?

3 Ekim 2012 Çarşamba

Günün sözü..Ojibway Kabilesinden..



Doğanın Ruhu
Günün Sözü ve Fotografı (SAİ)

"Ben tabiatın geniş kucağında doğdum. Ağaçlar bebek vücudumu koruma altına aldı, mavi gökyüzü üstümü örttü. Ben tabiatın çocuğuyum. Ona daima saygı duyarım. Onun engebeleri, elbiseleri; alnının çevresindeki çelengi, mevsimleri; heybetli meşeleri ve daima yeşil saçları, toprağı sarıp sarmalayan lüle lüle saçları, hepsi benim bitmez tükenmez sevgimi beklerler.

Ne zaman tabiata baksam göğsüm, okyanusun kıyılarında coşan dalgalar gibi, sevinç duygularıyla kabarır. Beni onun kucağına yerleştiren Yaratıcı'ya dua edip şükranlarımı sunarım. Türlü türlü zenginliklerle kuşatılmış saraylarda doğmanın iyi bir şey olduğu sanılır, fakat tabiatın kolları arasında doğmak bence ondan daha iyidir.

Altın sütunlu mermer saraylar yerine, başımın üzerinde gökyüzünün geniş çatısı ve orman ağaçlarının dev kollarıyla sarmalanmış bu yerde doğmuş olmaktan daima gurur duydum. Tabiat daima tabiat olarak kalacaktır. Halbuki saraylar çöker, yıkılır, harabe haline gelir.

Evet, Niagara binlerce yıl Niagara olarak kalacak. Alnındaki gökkuşağı çelengi güneş parladığı, ırmak aktığı mühdetçe var olacak. Halbuki insan elinin yaptığı eserler, çok iyi bakılıp korunmuş olsalar bile, tozların arasında silinip harap olacaktır."

Kahgegagahbowh, Ojibway Kabilesi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...